Oynarak Eğitimin Yeni Adresi; Asfen Okulları


                         
Asfen Okulları




Bu sayıda sizlere farklı bir eğitim sistemini benimseyip hayata geçiren Asfen Okulları kurucusu Engin Çoban'dan bahsetmek istiyorum. Eğitim sistemi oldukça ilginç, ödev yok, veli toplantısı yok! Oyun var! Keşke bizim çocukluğumuzda da olsaydı diye düşündüm. Çünkü üzülüyorum oyun yaşında çocukların sınavlar, test kitapları arasında kaybolmasına. İnanın herkes bir konuma geliyor. Evlatlarımız oyun oynasalar hiçbir şey kaybetmeyiz. Bence kazançlı bile çıkarız. Asfen’in farkı ise Finlandiya eğitim sistemini Türkiye’ye uyarlamış olmaları… Tüm gün okulu gezdim, gördüm ve edindiğim izlenim; yüzü gülen, oyun oynayan mutlu öğrenciler olduğu... Önemsiz gibi gözüken ama çok dikkat edilmesi gereken bir konu.. Engin bey de hem fikir… Çocuklar oyun oynayarak öğrenmeli diye ekliyor!  Buyurun öğretici söyleşimize…  

Engin bey okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

1977 Tatvan-Bitlis doğumluyum.  İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunuyum. Okuldan sonra ilk iş deneyimim için Almanya’ya gittim. Türkiye’ye döndükten sonra birçok kamu ve özel sektör projelerinde yer aldım.  2013 yılından beri Yeni Hayat Sağlık Meslek Lisesi yönetim kurulu başkanıyken buna ek olarak 2016’da ASFEN Okulları’nın da kuruculuğunu üstlendim.

                                          

Engin Çoban

Asfen okullarının eğitim sisteminden bahseder misiniz?

Okulumuzu kurmaya karar verince okul müdürümüz ve berrin hanım Finlandiya’ya gittiler. Eğitim modelini incelediler. Zaten Berrin hanım bir yıl da Amerika’da eğitmenlik yapmıştı. Her iki eğitim sistemini bilince Türkiye’de bu konu hakkında bir eksiklik olduğunu hissettik. Asfen okulları ticari bir kuruluştan önce sosyal bir yapısı var. Maalesef ülkemizde çocuğun yaşayarak deneyimleme üzerine bir okul olmadığını biliyoruz. Bu modelle eğitim verildiğinde çocuklar daha başarılı oluyor. Çok kısa süre olmasına rağmen meyvelerini almaya başladık.  Eğitim sistemimiz temelde çocuklara fazladan bir şey vermiyor aslında. Var olanı en iyi şekilde kullanmayı amaçlıyoruz. Zaten çocuklarda ihtiyaç duydukları her şey var. Biz sadece bunları olumlu yönde kullanmaya çalışıyoruz. Kurumumuzda verilmeyenler söz konusu öncelikle asla hazır gıda yok. Çabucak elde etme yetisi verilmiyor. Çabalayarak elde etmek önemli. Kendi el becerilerini kullanarak elde ediyorlar. Çocukları fidan gibi düşünmek lazım. Biz sadece sulu verimli toprağı sağlamaya çalışıyoruz. Faydalı bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz.


                        Asfen Okulları


Eve ödev verilmiyor galiba…

Evet eve ödev kalmıyor, çünkü öğrenciler okulda gerekli ödevleri yapıyorlar. Aslında uyguladığımız yeni bir eğitim anlayışı “Vam Modeli”..   Ev ödevleri kaldırılarak, öğrencilerimizin akşam saatlerini stres altında geçirmesini önlüyoruz. Bunun yerine akşam ilave etüt saatleri ile öğrencilerimizin eksik olduğu konularda ilave dersleri öğretmenlerin kontrolünde veriyoruz. Bu modelin en önemli özelliklerinden biri de öğrencilerin başarılı olduğu alanlar tespit edilerek eğitim almasını sağlamak. Diğer bir özelliği ise öğrencilerin birbirini rakip olarak görmesini engelleyerek ekip ve takım çalışması ile benlik duygusu yerine biz duygusunu aşılamaktır. Örneğin ülkemizde musluk tamiri için tesisatçı, ampul takmak için elektrikçi, evin badanasını yapmak için boyacıya ihtiyaç duyuyor ve onlar olmadan bir tarafımız eksik yaşıyoruz. Bu eğitim modelinde ise bu işleri yapmak çok basit ve "çocuk işi" olarak karşılanır. Çünkü okulumuza gelen çocuklar bunları öğreniyor ve yapıyor. 

                          Asfen Okulları

Türkiye’de eğitim sistemi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Deneyimleyerek yaşama eğitim anlayışımız yok. İlkokul, ortaokul, lise ve hatta üniversitede de eksik. Ben İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat mühendisliği bölümünden mezun oldum ama inşaata gidince birçok şeyi bilmediğimi fark ettim. Yani uygulamada bir şey öğrenemiyoruz. Kalfa yada işçi sizden daha çok bilgiye sahip olduğunu görüyorsunuz. İş yapmak için yapılması gereken malzemeleri bile tanımayıp oradaki çalışanlara işi aktaramıyorsunuz. Dolayısıyla bende iş hayatında işimi öğrendim.


Peki alışılagelmiş bir eğitim sistemimiz var, ebeveynlerin tepkisi nasıl oldu?
Bir sorun yaşamadık. Gayet memnunlar. Çünkü öğrenciler mutlu. Okulun ilk haftasında bir ders yapmadık. Çocuklar sadece okulu ve arkadaşlarını tanıdı. Oyun oynadı.  Çocuklar okul hayatlarında disiplin, not kaygı ve rekabet döngüsü içerisinde heba oluyorlar. Biz bu düşünceye karşıyız. Oyun çağındaki çocuklara bu kadar baskı büyük hata! Asfen de asla veli toplantısı, ödev, kıyaslama, çabuk elde etme yok. Oyun, öğrenme, çabalama, emek var. Haliyle çocuklar okulu benimseyip isteyerek okula geliyorlar. Zaten gerekli dersler müfredat doğrultusunda veriliyor. Ama bizde çocuklara ağır yükler vermeden daha çok oyunla öğretiyoruz. Dolayısıyla oyun ile öğrendiği için isteyerek öğreniyor ve unutmuyor.

İngilizce eğitimi Türkiye’de yanlış öğretildiğini düşünüyorum. Siz nasıl öğretiyorsunuz?

Bizim en önemli derslerimizden biri olduğunu söyleyebilirim.  Bizim öğrencilerimizin yarısı yabancı ve dolayısıyla Türkçe pek konuşulmuyor daha çok İngilizce konuşuyorlar. Dil bilgisi kadar kelimeyle cümle kurdurmaya çalışıyoruz. İngilizce dışında müzik, resim, bilgisayar (öğrenciler program yazabiliyor) vb sosyal alanlarda öğrencilerimize imkan sunuyoruz. Onların çocuk olduğunu asla unutmuyoruz.



                       Asfen Okulları


Eğitim sistemindeki yanlışların düzeltilmesi umudu hep içimizde var olsun. Daha öncede İngilizce Konuşmanın Kolay yolu hakkında konuşmuştuk. Yazının linkine "http://www.merveerden.com/2016/11/artk-ingilizce-konusmak-daha-kolay.htmlİngilizce Konuşmanın Kolay Yolu


Merve Erden

Merve Erden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder