İNGİLİZCE KONUŞMANIN KOLAY YOLU





Bu hafta sizlere girişimci bir kadından bahsetmek istiyorum. Adı Ella! Maltepe Parkta harika bir proje yaratmış, merak ettim hikayesini sizler için sordum ve yazdım. Hatta kısa bir video çektik. Onu da buraya eklemeyi düşünüyorum.

Özet geçmek gerekirse bu konteyner bizi İngilizce konuşturmak için bekliyor. :) 

Hepimiz biraz ürküyoruz değil mi? Yanlış eğitim sistemi bizi dil öğrenmekten soğuttu. 

Eveeet seslerini duyar gibiyim. Amaaaa artık hayatımızda birçok şey değişiyor. Farklı öğretim tarzları da ortaya çıkıyor. 

Eveet Ella yaratıcı kadınlardan biri. Belki de ilki. Hatta Türkiye'de bir ilk!

Efendim Ella'nın hikayesi de ilginç! Tasarımcı ayakları yere sağlam basan bir kadın. Aslında Türk ama Avustralya da doğmuş büyümüş taki 23 yaşında İstanbul'a gelene kadar. Girmiş kanına vatan aşkı buraya yerleşmeye karar vermiş veee sonundaa eğitim sisteminde ki yanlışları görüp kendi eğitim tarzını yaratmaya karar vermiş. Sonrasında birebir konuşma alanları oluşturmak istemiş vee şimdi Maltepe Park'ta açtığı "The Box 22" konteyner ile hizmet veriyor.

Sistem basit; tek ya da arkadaş grubunla gelip farklı fiyat seçenekleriyle eğlenceli İngilizce konuşuyorsun. Ders gibi değil, bize dayatılan İngilizcede yok.  Sadece kendini aşıyorsun, ön yargılarını aşıyorsun bence. Minik kartlarla eğitmenler cümle kurduruyor. Sende konuşmaya başlayınca bak ya aslında kolaymış diyorsun.

Ella'nın hikayesi biraz farklı geldi bana.. Bende yıllar sonra Turkiye'ye gelen birinin bakış açısını ve bizlerin nasıl göründüğünü merak ettim. Biraz bizden biraz yaptığı işlerden bahsettik. Keyifli okumalar..

Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

En zor soru bu (gülüyor).. Benim maceram İstanbul aşkımla başlıyor. Türküm ama Avustralya da doğdum. 

Ailen ne iş yapıyor?

Avustralya da yaşıyorlar. Restoran işiyle uğraştılar son olarak. Ama ben tasarım aşığı olduğum için grafik üzerine çalışmayı tercih ettim. Dergide çalışıyordum. Ve bir ara İstanbul'a geldim. 23 yaşındaydım.

İstanbul'a ilk geldiğinde ne hissettin?  Muhteşem mi yoksa sıradan mı geldi?

Çok etkilendim. Böyle bir şehir varmış ve ben daha önce niye gelmemişim diye düşündüm. 2 hafta kaldım. Turistik yerleri gezdik. Ve ben burada yaşamalıyım diye düşündüm.

Çok etkileniyorum böyle durumlarda, peki burası benim vatanım dedin mi?

Burası benim evim dedim. Kız kulesine çıktım balkondan şehri 360 derece gördüm.

İstanbul güzel ama zor bir şehir...

Evet 10 senede öğrendim. (gülüyor) Ama İstanbul'un her yeri güzel, nasıl baktığımız önemli.

Türkiye dışarıdan nasıl gözüküyor?

Çok fazla fırsat var burada... Tasarımcı gözüyle baktığımda da aynısını görüyorum. 10 sene önce çok kafe yoktu, markalaşma çok yoktu. Dizayn da çok büyük bir alan eksikti. Bu şehrin potansiyelini fark ettim. Ben ilk geldiğimde bir ajansta çalıştım burada. Ama hep hayalim kendi markamı kurmaktı.

Sana çılgın diyorlar mı? Kurulu bir düzeni bırakıp gelmek.

Çok fazla insan biz buradan kaçmak istiyoruz. Sen neden geldin buraya diyorlar. Ama buradaki farklı potansiyeli görüyorum. Olumsuzu görmüyorum çok fazla, çünkü her yerde olumsuzluk var. İstanbul'da sorun trafikse burada 20 milyon insan yaşıyor. Bunun olması çok normal. Avustralya'nın toplam nüfusu 20 milyon...

Avustralya çok güzel diyorlar ama..

Evet güzel, sakin ama monotondur.

Galiba bizdeki sıcakkanlılık orada yok, merhaba demek güler yüz bizim değerlerimizin parçası...

Evet o kültür farklılığı var, bende biraz öyleyim. Sınırlarımı korumayı seviyorum. Ama burada yok o, bu şehirde yok. Sıra beklerken bankada tanımadığın birisi sana dokunabiliyor. Sidney'de asla böyle bir şey olmaz. Hemen özür dilenir.

Hangisi daha iyi?

İkisi de çok iyi değil. Avusturya da kimse birbiriyle selamlaşmıyor. Bir komşusuyla konuşmuyor. Ama Türkiye'deki olan yakınlıkta rahatsız edebiliyor. Bir gülümseme bile yanlış anlaşılabiliyor. Her şeyin bir dengesi olması gerekiyor bence.






Peki "Ella's Style English" fikri nasıl ortaya çıktı?

Benim uzun yıllardır var olan bir markam vardı. " http://hayal-ist.com/ " Ben hayallere inanarak yaşayanlardanım. Hep başkalarının da hayallerini merak ederim. Hep sorguladım hayallerle doğuyoruz niye hayallerimizi yaşamıyoruz diye. Hayal-ist üzerinden projelerle hayallerimi üretmeye devam ettim. İlk defter tasarladım. Daha sonra tişört tasarladım. Ayrıca fotoğraf çekiyorum. İstanbul fotoğrafları çekiyorum ve bu fotoğraflardan not defteri tasarladık. İnternet ve kuzguncukta bir dükkan üzerinden satış yaptım. Bir süre sonra ajans açtık güzel işler de yaptık ama bir ofiste çalışmak benim yaratıcılığımı öldürüyor. Ajansı kapattıktan sonra İngilizce öğretmenliği yaptım. Eğitimci olarak kendimi geliştirdikten sonra özel dersler verdim. Verilen eğitim kitapları beğenmeme başladım. Çünkü verilen kitaplarda benim dahi konuşmadığım kelimeler vardı. Neden bunlar öğretiliyor. kitapları beğenmemeye başlayınca, neden kendim bir şeyler yapmayayım diye düşündüm. Ve kendi İngilizce stilim olan "Ella's Style English" yarattım. Ve  5 sene içerisinde kendi kart sistemimi oluşturdum.





Kitaplarınız var mı?

Evet var ama  çalışma kitabı yok şuan. Daha çok konuşma ağırlıklı. Kitabin adi 'English Phrases from A to Z'. Şuan Koç Üniversitesi eğitim için satın aldı. Kitabı konuşma sınıfında kullanacaklar. Benim için çok önemli bir gelişme. Şimdi bu sistemi liselere ve üniversitelere sunmaya çalışacağız.

Bize "Ella's Style box" ve "The box 22" nasıl bir konsept olduğunu anlatır mısınız? 

Kısaca İngilizce konuşma mekanı diyebiliriz. Taşınır bir konteynerimiz var ve içerisinde 4 masamız var. Randevu alıp İngiliz eğitmenlerimizle 1 saat İngilizce konuşuyoruz. Farkımız gramer yok, kitap yok ve ders yok. Burada eğlenceli ve yaratıcı bir şekilde İngilizce konuşuyoruz. Türkiye'de ilk ve tekiz. Aslında İlk olarak hedef kitlem üniversite öğrencileriydi. İstedim ki iş dünyasına hazırlansınlar. Projemi anlatmak için bir çok Üniversite yönetimi ile görüştüm. Üniversite içerisinde bir kafe de bana alan ayırsınlar ve ben öğrencileri iş hayatına hazırlayayım. Okan Üniversitesi kabul etti. Kafe yerine bana ait olan bir mekanım olması gerekiyor dedim. Ve bir konteyner içerisinde projemi gerçekleştirmeye karar verdim. 1 sene konteyner orada durdu. Daha sonra Maltepe Park'a geldik. 
  

İlk olması çok güzel. Girişimcilik budur diyebilirim.

Çok yeni bir sistem bizimki. Çok farklı bir girişimcilik ama riski göze alarak yola çıktım. Çok hayır cevabı aldım. Bunu kabul edip yoluna devam etmek çok önemli. Hemen ilk görüştüğüm üniversite evet demedi. Çok reddedildim. Çok fazla iş adamı kabul etmedi projemi. Ama yola devam etmek önemli. İlk Okan üniversitesi kabul etti projemi bu beni çok mutlu etti. Şimdi Maltepe Parktayız. Hayal-ist adı altında projelerime devam ediyorum. 



Konteyner tasarımı dikkatimi çekti, size mi ait?


Evet tasarımcı olduğum için kendim tasarladım. 


İngilizce eğitim sistemimizi nasıl değerlendiriyorsunuz, neler yanlış?


Çok fazla dil bilgisi veriliyor. Bu kadar dil bilgisi çok gerekli değil. İngilizcede ilk başta yaratıcılık gerekiyor. Önce dili sevdirmek gerekiyor. İngilizceden soğumuş insanlar öncelikle bu psikolojiyi değiştirmek gerekiyor. O yüzden mekan tasarımında rahatlığı göz önünde tuttum. Renklerin psikolojideki önemini düşündüm. Mesela kırmızı renk göremezsiniz. Kırmızı korkudur. Turuncu renk canlı bir renktir. Ve özellikle camla içerisi görünsün istedim. Çünkü herkes birbirini görsün istedim. Türkler çok saklanıyor. Önce kendinden saklanıyor. Toplumda birbirinden saklanıyor. Eğitimde daha çok saklanıyoruz. Özellikle kurslarda hep kapalı mekanlar. O yüzden herkes beni görsün istedim. Öğreniyoruz ayıp bir şey değil bu. Saklanmayalım ya. Kötü bir şey yapmıyoruz. (gülüyor) Kendimizi geliştiriyoruz. Dünyada İngilizce öğretirken yapılan en buyuk yanlış basılan belli başlı İngilizce kitaplar var ve kültür farkları göz ardı edilerek öğrencilere okutuluyor. Hintler ve Türklerin ciddi kültür farkları varı. Aynı kitabı okutmak çok yanlış. 






Son olarak sosyal sorumluluk projesi yapıyorsun galiba... 


Hayal-ist markasını kurduğumda Hayal-kids adında bir markada kurdum.Her projemde çocuklara mutlaka bir bağış yapmaya gayret ediyorum. Burada ise bizden randevu alan her kişi adına bir defter ve kalem İyilik Melekleri Derneği aracılığıyla bir köy okuluna bağış yapıyoruz. 

Video aşağıda :)


video














Merve Erden

Merve Erden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder