MÜJDAT GEZEN




Seveni öyle çok ki sevmeyeni yavan kalır. Dile kolay ömrün boyunca iyilik yapmışsın, gençlere inanmışsın. Onlar için çalışmış, sinema filmi çekmişsin. Hiç unutulur mu? Müjdat Gezeni siyaset için ayrı bir yere, insan olarak apayrı bir yere koymalıyız. Çünkü o her yıl yüzlerce gencin hayatını değiştiriyor. Gözlerinde ışıltıya sebep oluyor. İyilik aşılıyor.. En önemlisi de gerçek bir dost ve sevgi dolu. Herkesi mi sever insan, kucak açar, yardım eder… Çorba dağıtıyoruz MGSM önünde diyor ama gözler ışıltıyla.. Kurucusu olduğu sanat merkezine gittiğimde bir grup öğrenci röportaj yapmaya gelmişti.. Hepsiyle tek tek ilgilendi, sorularını cevapladı. Kimseyi kırmadı, terslemedi. Ama o hep böyle, ilk görüşüm değil, son da olmasın… İşte öyle biri Müjdat Hoca, onca öğrencinin vefası, sevgisi boşuna değil. Öyle bir duygu ve yatırım ki parayla karşılığı yok. Biz Müjdat Hoca’nın toplumsal sorunları kulak ardı etmeden gençlere kucak açtığı için sonsuz teşekkür ediyoruz. İyi ki varsın Müjdat Hoca!

Mesleğinizde geldiğiniz nokta, size karşı olan bu ilgi ne hissettiriyor?

Ben insanları ve mesleğimi ciddiye alıyorum. Herkese sevgi gösteriyorum. Onlarda karşılığını veriyorlar. Çok şaşırdığım bir şey değil, her şey karşılıklı. Kime saygı, sevgi gösterirsen onlarda karşılığını ona göre veriyorlar. Ona bağlıyorum, özel bir çabam yok.

Nasıl okul açmaya karar verdiniz?

İnsanlar benim mesleğimi bilimsel olarak öğrensin istedim. Bende konservatuarlıydım çünkü.. Sonra konservatuvar da hocalık yaptım. Aynı okulda hocalık yaparken okul açmaya karar verdim. Ve şimdi iyi ki okul açmaya karar vermişim diyorum. Çünkü şuan 77 öğrencimiz başrol oynuyor tiyatro ve sinemada.. İyi ki yapmışız..

Gençler tarafından hoca diye biliniyorsunuz.

Alıştım artık.. Yolda görenlerde hoca diyor. 35 sene herkes hoca deyince insanlarda alışkanlık haline geldi. Bizim hocalığımız farklı.

Öğrencilerinizden farklı görüşlerde olan olsa..

Benim için fark etmez ben herkesin görüşlerine açık biriyim. Herkesin dili ve dini kendine. Her düşünceye saygı gösterilmesi gerekir. İlla bütün insanlar aynı düşüncede olursa çok tatsız bir dünya olur. Herkes farklı düşüncelerde olsun ki rengarenk çiçek bahçesi gibi olsun..Burada önemli olan düşünceyi kötü şekle sokmamak kötüye kullanmamak. Düşünce özgür bir şeydir. Adı üstünde; düşünce.

Öğrencilerinize aktarıyor musunuz?. Hayat görüşlerinizi, felsefenizi.

Yok, bizim okulumuzda politika konuşulmaz. Sadece sanata dair ders işliyoruz.


Odanıza ilk girdiğimde her yerde Atatürk posteri var. Atatürk sevginiz aileden mi geliyor?

Tabi. Babam ve annemden. Ben hrka-i şerifte doğup büyüdüm. Annem 5 vakit namaz kılardı. Ezan hoperlörs okunurdu. O zaman evimizde bir tek Atatürk resmi asılırdı. Başka fotoğraf pek yoktu. Annemin gelinlik fotoğrafı falan yoktu, sadece Atatürk vardı. Annem beni çağırırdı çok küçüktüm gel buraya, oğlum bu ezan sesi var ya onu bu adama borçluyuz derdi. Biz çok Atatürk sevgisiyle büyüdük. Zaten bunun aksini düşünemiyorum. Çünkü Atatürk düşmanlarını da severdi. Ülkesini, vatanını düşünen bir insan neden sevilmesin.

Oyunculuk için eğitim alınması gerektiğini düşünüyor musunuz? Şimdiki televizyon dizilerine baktığınızda nasıl yorumluyorsunuz?

Diziler başlıyor, birkaç hafta sonra kalkıyor. Birkaç tanesi ayakta kalıyor. O ayakta kalan dizilerde de mutlaka iyi eğitimli oyuncular görüyorsunuz. Hikayeyi yazan da o işin eğitimini almış oluyor. Okuyan ile okumayan bir olur mu? Kuran'ı Kerimde de var.

Bazı dizilerde görselliğinde etkisi olmuyor mu?

Her zaman olmaz. Çünkü tıp fakültesini bitirmeden doktor olabilir misiniz? Ama konservatuar bitirmeden oyuncu olunuyor. Mesela dizide oynayan bir oyuncu gelsin ben senden daha iyi oynuyorum desin, konuşalım.

Acaba?

Ben varım. (gülüyor)

Eski sinemalar hep özlenir. Neden özlüyoruz? Nedir şimdiki sinemadan farklı olan?

Ne vardı biliyor musun, içtenlik. Daha samimiydi,daha duygulara sesliniyordu ve daha ilkeldi. İnsanlar hep o sinemayı daha samimi buldular. Şimdikilerde teknik ilerledi. İyi mukayese edersek şimdikinin tekniği çok fazla.

Hocam babam milli boksördu “İzzet Erden” eski zamanları hep özleyerek anlatırdı. Biz antremana gidebilmek için saatlerce yürürdük o yüzden mesleğimizin kıymetini hep bildik diyordu...

Olmaz mı. Öğle yemeği verilir ya setlerde.. Bir öğlen yemeğinde ekmeğin arasına pilav geldiğini biliyorum. O kadar fakirlik vardı.. 90 bin liraya siyah beyaz film çektiğimizi biliyorum.

O zaman ki oyunculuklar nasıldı? 

Birçoğu şehir tiyatrosu eğitimli sanatçılarıydı. İllede konservatuvar okumaya gerek yok. Eğitim halk evinde de alınır.

Yeteneği vardır..

Ona bakarsan Minur Özkul, Gazenfer Özcan, Adile Naşit hangi okuldan.. Ama hepsinin alt yapılarına baktığımda birinin babası Türkiye’nin en büyük komedyeni, Minur Özkul ve Nejat Uygur halk evinden yetişmiş.. Baktığın zaman alt yapıları konservatuvar kadar kuvvetli..

Levent Kırca’yı kaybettik, Türk tiyatrosu için usta bir oyuncuydu. Yakın dostunuzdu, ne söylemek istersiniz? 
 
Bizim Leventle tanışıklığımız arkadaşlıktan öteydi. Bir gün Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve ben.. Kalamış'ta bir yerde yemek yiyoruz. Levent dedi ki ben Lösemiyim dedi, ne diyorsun sen dedim. Ben kan kanseriyim ama evhamlanma, bütün testlerimi yaptırdım dedi. Ama zaman içerisinde bütün vücudu sardı. O sırada Uğur Dündar'la Almanya'ya turneye gidecektik. Hastaneye gittik, Levent'i ziyaret ettik, şakalaştık ama zor konuşuyordu. Baş hekimi çektik kenara bize doğruyu söylerseniz iyi olur turneye çıkıyoruz dedim. Doktor ne zaman döneceksiniz dedi. 3 gün sonra döneriz dedim. Bir garanti veremem dedi. Biz döndük ve Levent'i kaybettik.

Levent çok zeki aynı zamanda çok iyi bir sanatçıydı. Levent bir paroniye kaç saat makyaj yapıyorsun dedim 4 saat dedi kaç saat de siliyorsun dedim 2 saatte dedi kaç saniye oynuyorsun.. 6 dakika dedi. Ben yapmazdım.

Yeni nesilden beğendiğiniz komedyenler var mı?

Yasemin Yalçın, Demet Akbağ ve Derya Karataş gibi.. Erkeklerden de var ama politik açıdan korkuyorlar… Aman bana bir şey olmasın.. Baksana Beyaz’a, politikayla ilgisi yok. Böyle bir yatırımı da yok.. Çok önemsemez bile sadece biri telefonla bağlandı diye başına gelmeyen kalmadı.

Bu sene 25.yılınızı kutluyorsunuz Müjdat Gezen Sanat Merkezinde…

Evet, mutluyuz. Öğrencilerimizle güzel gidiyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı İstanbul festivaline ilk defa bir okul davet edildi. Kurtuluş Savaşı destanını hazırlıyoruz. Şuan yan odadan gelen seslerin sebebi prova yapılıyor. Bu sene sinema yaptık. Gişe düşüncesi olmayan bir filmdi amacım öğrencilerin tamamını sinemayla tanıştırmaktı. İlk defa kamera karşısına geçtiler, montaj tecrübesini yaşadılar. Para da kazandılar, çok mutlu oldular.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi olarak halka bedava çorba dağıtıyoruz. Her gün 100 aşkın kişiye çorba hizmeti veriyoruz.

Bağış alıyor musunuz?

Hayır, hiçbir bağış almıyoruz, talepte etmedik. Ama bugün birisi alın şu 500 milyar sizin çok memnun olurum. (gülüyor)

Son olarak maalesef uyuşturucu kullanımı çok arttı, siz ne düşünüyorsunuz?


Çok üzücü. Hayatım boyunca kötü alışkanlıklardan hep uzak durdum. Aileler çok dikkatli olmalı. Ama benim ne annem, ne babamın kötü alışkanlıkları yoktu. Ben evhamlı biriyim ama böyle kötü şeylerin beni yönetmesine izin vermek istemem. Hayatı ben yönetmek isterim.  Birde benim ünlü olmam bir inşaata tuğla ekleyerek kazandım. Şimdi bizim çocuklara bir bakıyorsun dizinin 4.cü bölümünde ünlü oluyorlar. 1 ayda meşhur olmakla 10 yılda meşhur olmak çok farklılık arz ediyor. 

Merve Erden

Merve Erden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder