YAŞAM ÜSTADI AHMET DURUL!!!

Yaşam üstadı Ahmet Durul
     Size daha önce bahsettiğim söyleşilere bir süre önce başladım... İlk röportajımı değerli üstadım Ahmet Durul'la gerçekleştirdim... İnanılmaz kibar ve nazik.. Tüm yaşamını gençlere öğretmeye ve yaşadığı sürece öğrenmeye adamış... Röportaja gittiğimde kitap okur ve notlar alırken gördüm.. Öğrenmenin bir ömür boyu sürdüğünün en güzel örneği...
    
*** 
Ahmet Durul Twitter’daki paylaşımlarla son dönemin dikkat çeken ismi… 70 yaşında hayranlık bıraktıran öğrenme ve öğretme isteği en göze çarpan özelliği… 20 sene yöneticilik, pazarlama koordinatörlüğü, 10 Sene Galatasaray ve Yeditepe Üniversitesinde Öğretim Üyeliği ile geçen bir ömür..
Kökü Mazide Kendisi Atide Olan
Twitter’da size müthiş bir ilgi var… Nasıl yorumluyorsunuz?
Buraya gelirken Yahya Kemal’in bir sözünü duydum. Kökü mazide kendisi atide olan, yani kökü geçmişte kendisi gelecekte olan bir kişiyim diye tanımlamış. Bende 70 yaşındayım ama geleceği çok iyi yaşıyorum ve görüyorum.Hep gelecekteyim. Twitter’da yazdığım her şeyi gençler çok severek takip ediyorlar. Gençliğimiz; artık her şeyi bilen, sorgulayan ve hemen kabul etmeyen bir nesil.
Twitter 110 Karakter Olmalı
Özellikle niye Twitter’ı tercih ettiniz?
Twitter’in tüm güzelliği 140 karakterle sınırlı olması, bu durum yaratıcılığı arttırıyor. Öncelikle insan zorlanmadan ürün vermiyor. Bir tabir vardır, son akşam olmasa bütün iş yarım kalırdı diye. Bu noktada insanlar diş macununa gibi bir sıkıyorsun bitti sanıyorsun ama bitmiyor o diş macunu birkaç gün daha dayanıyor. İşte insan da böyle bitti artık dediği zaman bile dayanacak gücü vardır.
Diğer bir neden ise istediğin herkese ulaşabildiğin büyük bir ağ, yazımı kısa olsada beni takip edenlere kolayca ulaşıyor. Asıl mesele zaten kısa ve öz yazmakta…Yunus Emre'nin iki satırlık şiirlerinde derin bir felsefenin yatması gibi. Bence Twitter 110 karakter olmalı.
Yahu Arada Bir Ses Verin
Yazılarınızda olumsuz eleştiri alıyor musunuz?
İlk başta yazılarımdan biraz tedirgindim. Çünkü dinle ilgili liberal ve sorgulayarak yazıyorum. Ben bir din alimi değilim, özel bir eğitimde görmedim. Ama din öyle birşeyki; sürekli okumak, araştırmak gerekiyor.. Din ile ilgili yazılar yazınca ilk başta bazı sorular geliyordu. Fakat ben açıklamalarını yapınca ağır bir eleştiriyle karşılaşmadım. Aksine son zamanlarda sadece retweet ediyorlar bende artık “yahu arada bir ses verin” diyorum. (gülüyor)
Yaklaşık 2 senedir Ortaköy’de bir cafe’de gençlerle “yaşam” üzerine toplantılar düzenliyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Sürekli görüşmek isteyen çok olunca, toplu halde sohbet edelim dedim. İşte böyle ortaya çıktı. Her Perşembe Ortaköy’ün ünlü bir cafe’sinde buluşuyoruz. Zaten öncesinde twitter’dan açıklama yapıyorum. Toplantılarda tek amacım zihinleri bilgiye açmak…
Zihinleri bilgiye açmak diye bahsettiniz, siz bu doğrultuda kimleri feyz alıp,neler yaptınız?
Demişler ki ilim Çin de olsa gidin. Çin uzak bir yer olduğu için mi söyledi yoksa Çin’e de gidin anlamımı içeriyor?.. Çünkü Çin de çok büyük bir bilgelik var… Uzun yıllar yaşam üzerine çalışmalarım oldu. Bütün macera hep batıya gidip doğudan tekrar ülkeme geldim. Geldiğimde bakışım, anlayışım çok değişmişti. Tekrar Mevlana ve Yunus’a bakınca çok farklılaştığımı gördüm. İnsan mecburen aynı nehirde iki kere yıkanamaz, ya nehir değişmiştir ya da sen değişmişsindir.
Çok doğru…
Bazı sorularım var… Hayatının en önemli anı hangisiydi? Bazen ilk doğduğum an, askerliğim, bebeğimi elime aldığım zaman… Aslında en önemli an şuan… Başka hiçbir önemli bir an yok.. Bunu düşünemiyoruz ama geçmiş bir hikaye.. Gelecek hiç yok… Sadece bu an var…
Geçmişimizden ders çıkarmak yanlış mı?
Geçmişe hiç takılmamak lazım.. Bir kitap gibi görmek lazım, ev gibi değil. Çünkü eve gittim mi kalıyorsun.. Ama kitaba bakıyor, sonra koyuyorsun yerine… Artık geçmişle uğraşma hep ileriye bak. Hayat hep ileriye doğru gidiyor. Hiçbir şeyi düzeltmek için uğraşma bırak öyle kalsın. Aslında ileri de bir şey yok her şey bu anda.
Gençlere “yaşama dair” hayatta yapılması gerekenler listesi verebilir misiniz?
Birincisi: “ego” çok önemli… Asla egomuzu öldürmemeliyiz… Tam tersine kuvvetlendirmeliyiz. Düşününki maça çıkarken herkes forma giyiyor. Neden? Takımın egosunu almak için… Yalnız formanın arkasında adın yazıyor.. Herkes birbirine benzese takımın bir gücü olmaz,farklı olmalı ki takım olsun…
Özetle uyumu sağla ama farklılığını koru… 
İkincisi: para için çalışma.. İşini yap bir amacın olsun.. Zaten para gelecektir. Yaşamak için iki şeye ihtiyacımız var; para ve havaya… Unutma sen kimse için değil kendin için çalışıyorsun.. Bu algısal olarak işi sahiplenirsen sen fırsatları yaratırsın..
Üçüncüsü: Ev ve İş… Bir yerde ise yüzde yüz orda ol. Eve geldiğin zaman işi bırak evde ol.
Dördüncü: Dinle… Çocuklar sürekli bana bak, beni dinle derler… Çünkü dinlemek bakmak demektir. Dinlemek karşıdaki kişinin gözbebeğine bakmaktır. Maalesef birbirimizi dinlemiyoruz…
Beşinci: Vazgeçme.. Hayatta yenilen yoktur, vazgeçenler vardır. Mevlana’nın bir sözü var; Dayanamayacak noktaya geldiğinde işte her şey orada olacak diyor.. Bazen de bir yerde bırakmak gerekiyor.. İşte bu işin sanatı önemli…
Altıncı: Sevgi… Her işte sevgi olmalı, her türlü zorluğu yener… Sevginin tersi nefret değil, çünkü sevdiğin insandan nefret edersin. Sevginin tersi korku.. Çünkü sevgi senin olmak istediğine yardım eder. Korku ise seni engeller, tutar…
Beni Bütün Mahalle Doğurdu
Peki tüm bu bilgi süreci nasıl gelişti?


Beni doğuran kim belli değil! (gülüyor)Harp zamanı, doktor gelmiş,doğuma çok var ben gidiyorum demiş fakat arkasından annemin sancıları başlamış, mahalledeki kadınlar bildikleri kadar beni doğurtmuşlar ne ebe varmış ne de doktor. İşte hayatta böyle oldu. Bir tane hocam olmadı ama bu bana imkan tanıdı. Çok okudum, çok öğrendim.


 



Merve Erden

Merve Erden

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder